Olmayan bi faciadan tonlarca acı armağan ettim kendime

13/2/2007 - mi

barış yazdım gizlice

güneşin bir yüzüne

muhbir tanrı yüzünden

doğmadı hiç bir zaman

o yüz yeryüzüne

Yorum (2) :: bişeyler karala :: Bağlantı

13/2/2007 - tapınma

Tapıyorum şu havva anamıza
doğanın çağrısıyla
koparıp daldan yasak elmayı
tatlar sunmuş adamına
tohumların özleminde nadaslarda toprak gibi
ne kadar kadınca tanrım

tapıyorum şu adem babamıza
cehennemler pahasına
dişleyip yasak meyveyi
canlar sunmuş kadınına
torakların özleminde
bulutlarda yağmur gibi
ne kadar erkekçe tanrım

tapıyorum şu havvayl ademe
başkaldırıp götürüm bir yaşama
iki yarım bir bütünde
çağalmış yürek yürek
kovandaki petek gibi
ne kadar insanca tanrım

şaşıyorum şu tanrı mantığına
bin bir türlü nimet sunup
yüz bin türlü yasak koymak
harman gün tufan gibi
ne kadar tanrıca tanrım

Yorum (yok) :: bişeyler karala :: Bağlantı

13/2/2007 - Ruhumu öpmeyi unuttun

Ortada bir kız var dolanıyor

Saçları siyah simsiyah

Gözlerini aha göstermedi

Elinde bir kağıt aranıyor

Sanki kalbi çırılçıplak

Ve sanki duygu namına birşey yok

Yorum (1) :: bişeyler karala :: Bağlantı

30/1/2007 - Ağlayan Gelin

Ağlayan lale...
anlamına isyan demişler..laler güneşe açar yüzünü ama Ağlayan gelin isyan edr topraga güler yüzünü

Yorum (yok) :: bişeyler karala :: Bağlantı

28/1/2007 - zaaf

Normalde sokak kedisi kendini saldırgan köpeklere karşı koruyabilirmiş. Bu direnci kiran tek şey neymiş biliyor musunuz: Sevgi...insanoğlu, eğer bir sokak kedisinin başını okşar ve ona şefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altında olduğunu zanneder ve sivri tırnaklarını içeri çekermiş. Ve vahşi köpeklerin azgın dişlerini gırtlaklarında veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini midesinde bulurmuş.

 Küçücük bir dokunuşta gardı düşen ve ölümcül yaralara açık hale gelen sarmanların kaderinde kendi aşk hayatimizin hülasasını buldum.Biz de Eros'un şefkatine sığınıp, sevdalanınca en mahrem zaaflarımızı ele vermiyor muyuz?

 Yıllar yılı ardına sığındığımız barikatların anahtarını gönüllü teslim edip, tırnaklarımızı içeri çekmiyor muyuz?

 Sevginin bizi kollayacağına,sarıp sarmalayacağına dair ön kabulümüz yüzünden koruma duvarlarımızı gönüllü kaldırıp, yaralarımızı açık hale getirmiyor muyuz? Sonra ne oluyor? Sevdamız en büyük zaafımıza dönüşüyor.

 Saçımız okşayan elin bizi ilelebet kollayacağına inanıyor, tatlı sözlere kanıyoruz. Taklalar atıp, cilveler yapıyoruz. Ve en ummadığımız anda, en korunaksız halimizle yakalanıyoruz aşkın hoyrat yüzüne... Şefkatimiz katilimiz oluyor.

 Ders almak mi? Ne münasebet!.. Daha son ihanetin yarası kabuk bağlamadan, yeni yaralar için aralıyoruz kalbimizin kapılarını... zavallı bir kedi yavrusundan farkımız yok aşkın karşısında...

 Boynumuzda, kalbimizde pençe pençe darbe izleriyle, her sıcak dokunuşta çocukça uysallaşıp, her hayalkırıklığında "köpek gibi" pişman olarak, her terkedişte acı çekip her dönüşte biraz daha kanayarak, kanayan yerlerimizi kediler gibi dilimizle yalayarak, "Bir daha asla"larla "Daima"lar arasında yalpalayarak yara bere içinde yaşıyoruz.

 O yüzden "Melek"ler, içe kıvrık patilerle gömülüyor. Ve hayata "Seytan"lar hükmediyor. Belki de en iyisi kuyruğu her daim dik tutmaktır...

 Şefkate kanmış mefta bir ev kedisi olmaktansa, gardını almış hayatta bir sokak kedisi kalmak daha iyidir.

Can Dündar
Yorum (1) :: bişeyler karala :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sizin elinizin değmediği hayallerinizin yetişemediği yerleri kutsal kıldık.Biz mabedi öyle bi gecede bulduk ki bakire karanlığı orda doğurduk.Öyle katıksız bı karanlıktıki.Bakmaya kalksalar gözlerine bulaşır karanlık...Dokunmaya kalksalar beyinlerine sıçrar..yok oluşun çığlıkları yasak elmenın dokunulmazlığı çagırdı onları..

Kategoriler

Arkadaşlarım

Gothic Tanrica
zifirisomail
karanliginelcisi

MySpace Layouts

Myspace Layouts at Pimp-My-Profile.com / Eye of darkness falling - Image Hosting